Yapay zekanın güncel durumunu açıklayan 12 grafik

Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan 2026 AI Index raporu, yapay zeka ekosisteminin geldiği noktayı kapsamlı verilerle ortaya koyuyor. 400 sayfayı aşan çalışma yatırım trendlerinden teknik performans ölçümlerine, kamuoyu algısından altyapı kapasitesine kadar geniş bir veri setine dayanıyor. Rapora göre yapay zeka modellerinin kabiliyetleri hızla artmaya devam ederken sektöre yönelik toplumsal tepkiler de aynı ölçüde karmaşık bir tablo çiziyor. Özellikle ABD’de bazı yerel yönetimlerin yeni veri merkezi projelerine yönelik kısıtlamalar veya tamamen yasaklayıcı adımlar atmaya başlaması bu gerilimin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Öte yandan OpenAI ve Anthropic gibi büyük şirketlerin halka arz sürecine yaklaşması, sektördeki ekonomik büyümenin ivmesini gözler önüne seriyor.
ABD model üretiminde liderliğini sürdürüyor
Raporda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, yapay zeka modellerinin küresel üretim dağılımı oldu. Verilere göre ABD merkezli kuruluşlar 2025 yılında 50 “dikkate değer” yapay zeka modeli yayımladı. Bu sayı, ABD’nin alandaki uzun süreli liderliğini koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte Çin’in de hızla arayı kapattığı belirtiliyor. Model üretiminde rekabet giderek daha çift kutuplu bir yapıya evrilirken, akademik ve kamu kurumlarının payı ise oldukça sınırlı kalıyor. 2025 verilerine göre dikkat çekici modellerin 87’si endüstri kaynaklı kuruluşlardan gelirken, yalnızca 7 model diğer kaynaklardan (akademi veya kamu) üretildi.
Bu eğilim, yapay zeka geliştirme süreçlerinin büyük ölçüde özel sektörün kontrolüne geçtiğini ortaya koyuyor. 2015 yılında endüstrinin payı yüzde 50’nin altındayken, 2003’te neredeyse yok denecek seviyedeydi. Bugün ise bu oran yüzde 90’ın üzerine çıkmış durumda.
Çin robotikte güçlü
Yapay zeka model üretiminde ABD öne çıkarken, fiziksel otomasyon tarafında tablo farklı bir yön izliyor. Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, endüstriyel robot kurulumunda açık ara lider konumda. 2024 yılı itibarıyla Çin’de 295.000 endüstriyel robot kurulumu gerçekleştirildi. Aynı dönemde Japonya yaklaşık 44.500, ABD ise 34.200 robot kurulumuyla listenin gerisinde kaldı. Bu fark, üretim otomasyonu ve sanayi robotikleşmesi alanında Çin’in stratejik üstünlüğünü güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
Küresel hesaplama gücü rekor hızla artıyor
Rapordaki en dikkat çekici göstergelerden biri de yapay zeka için kullanılan toplam hesaplama gücündeki artış oldu. EpochAI tarafından hazırlanan analizlere göre dünya genelindeki yapay zeka hesaplama kapasitesi, 2022’den bu yana her yıl ortalama 3,3 kat artış gösterdi. 2021’den bu yana bakıldığında toplam kapasite yaklaşık 30 kat büyümüş durumda. Bu büyümenin merkezinde ise büyük ölçüde Nvidia’nın GPU ekosistemi bulunuyor. Verilere göre küresel yapay zeka hesaplama kapasitesinin yüzde 60’ından fazlası Nvidia donanımlarına dayanıyor.
Yapay zekanın çevresel maliyeti büyüyor
Stanford AI Index raporunun en tartışmalı başlıklarından biri de büyük dil modellerinin (LLM) çevresel etkileri oldu. Özellikle model eğitimi sırasında ortaya çıkan karbon emisyonları, önceki yıllara kıyasla ciddi artış göstermiş durumda. Rapora göre en yeni nesil büyük ölçekli modellerin eğitimi, örneğin xAI tarafından geliştirilen Grok 4 gibi sistemler, 72.000 tonun üzerinde karbon eşdeğeri emisyon üretebiliyor. Bu değer, önceki yıllarda tahmin edilen seviyelerin oldukça üzerinde.
Karşılaştırma yapmak gerekirse OpenAI’nin GPT-4 modeli için bu değer 5.184 ton, Meta’nın Llama 3.1 405B modeli için ise 8.930 ton olarak hesaplanmıştı.
Sadece eğitim süreci değil, model kullanım aşamasındaki enerji tüketimi de yükseliş eğiliminde. Farklı modeller arasında ciddi verimlilik farkları bulunurken, en verimsiz sistemlerin emisyonlarının en verimli modellere kıyasla 10 kat daha yüksek olduğu belirtiliyor. Örneğin DeepSeek V3 modelinin orta uzunluktaki bir sorgu sırasında yaklaşık 23 watt tükettiği, Claude 4 Opus’un ise yaklaşık 5 watt seviyesinde kaldığı raporda yer alıyor.
Ancak bu veriler tahminlere dayandırılıyor. Dolayısıyla tüketim ve emisyon verileri daha düşük veya daha yüksek olabilir. Zira Epoch AI’ın bağımsız analizleri, Grok 4 için emisyonların 140.000 tona kadar çıkabileceğini öne sürüyor.
Performans sınırları hızla aşılıyor
Yapay zeka modellerinin teknik performansında son yıllarda yaşanan ilerleme, Stanford verilerine göre giderek hızlanıyor. Özellikle çok modlu modeller (multimodal LLM’ler), yeni oluşturulan benchmark testlerinde kısa sürede insan performansına yaklaşmayı hatta bazı alanlarda aşmayı başarıyor. Raporda dikkat çekilen iki önemli test olan OSWorld ve SWE-Bench Verified, ajan tabanlı yapay zeka sistemlerinin bilgisayar kullanımı ve yazılım geliştirme kabiliyetlerini ölçüyor. Bu alanlarda eğrinin oldukça dik bir şekilde yükseldiği görülüyor.
Daha karmaşık değerlendirmelerden biri olan “Humanity’s Last Exam” ise model gelişiminin hızını daha net ortaya koyuyor. 2025 raporunda en iyi model olan OpenAI o1 yalnızca yüzde 8,8 başarı oranına ulaşabilmişti. Ancak sonraki gelişmelerle bu oran yüzde 38,3 seviyesine yükseldi. Nisan 2026 itibarıyla ise en güçlü modellerin, örneğin Anthropic Claude Opus 4.6 ve Google Gemini 3.1 Pro’nun yüzde 50’nin üzerine çıktığı belirtiliyor.
Donanım dünyasından aşina olduğumuz gibi benchmark sonuçlarının her zaman gerçek dünya performansını yansıtmadığını da vurgulamak gerek.
Tıpta yapay zeka kullanımı hızla yayılıyor
Yapay zekanın etkisinin en hızlı hissedildiği alanlardan biri de sağlık sektörü oldu. Özellikle ilaç geliştirme ve biyomedikal araştırmalarda AI kullanımına yönelik akademik çalışmalar son yıllarda önemli bir artış gösterdi. Rapora göre ilaç keşfi alanındaki yayın sayısı son iki yılda iki kattan fazla artarken, çok modlu biyomedikal yapay zeka üzerine yapılan çalışmaların sayısı da 2,7 kat yükseldi. Bu sistemler, tıbbi görüntüler ile metin tabanlı verileri birlikte analiz ederek daha kapsamlı teşhis ve araştırma süreçlerine katkı sağlıyor.
LLM’ler analog saati okuyamıyor
Yapay zeka modelleri bazı alanlarda hızla ilerleme kaydederken günlük ve basit görünen bazı görevlerde aynı başarıyı gösteremiyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, analog saat okuma becerisi olarak öne çıkıyor. ClockBench adlı değerlendirme setine göre, multimodal büyük dil modellerinin analog saat üzerindeki zamanı doğru okuma performansı oldukça sınırlı kalıyor. Testlerde en yüksek skoru elde eden model OpenAI’ın GPT-5.4’ü bile yalnızca yüzde 50,6 doğruluk oranına ulaşabiliyor. Bu oran, modelin doğru ve yanlış cevap verme ihtimalinin neredeyse eşit olduğunu ortaya koyuyor.
Diğer modellerde tablo daha da zayıf. Anthropic tarafından geliştirilen Claude Opus 4.6, aynı testte yalnızca yüzde 8,9 doğruluk gösterebildi. İlginç olan nokta ise bu modelin daha karmaşık bazı benchmark testlerinde üst sıralarda yer alması.
Yapay zeka yatırımlarında tarihi zirve
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise küresel yapay zeka yatırımlarındaki sert yükseliş oldu. AI analitik şirketi Quid verilerine göre 2025 yılı, yapay zeka sektöründe şimdiye kadarki en yüksek yatırım seviyesine ulaşıldığı yıl olarak kayda geçti. Toplam yatırım hacmi 581 milyar doları aşarak rekor kırdı. Bu rakam, 2024 yılında harcanan 253 milyar doların iki katından fazla. Aynı zamanda 2021’de kaydedilen önceki rekor olan 360 milyar doları da önemli ölçüde geride bırakmış durumda. 2026’da 700 milyar dolar civarında olması bekleniyor.
Yazılım dünyasında yapay zeka etkisi hızla yayılıyor
GitHub üzerindeki verilere göre yapay zeka ile ilgili projelerin sayısı 2025 yılı itibarıyla 5,58 milyona ulaştı. Bu sayı, 2020’ye kıyasla yaklaşık beş katlık bir artış anlamına gelirken, 2024’e göre de yüzde 23,7’lik bir yükseliş gösteriyor. Önemli bir detay olarak, bu artışın yalnızca düşük kaliteli veya yapay zeka tarafından üretilmiş projelerden kaynaklanmadığı belirtiliyor.
Akademik üretimde yapay zeka patlaması
Yapay zeka alanındaki akademik üretim de benzer bir ivme sergiliyor. Bilgisayar bilimleri alanındaki yapay zeka yayınlarının sayısı son on yılda 102 binden 258 bine yükseldi.
Bu yayınların yüzde 68’inden fazlası üniversitelerden geliyor. Devlet kurumlarının payı yaklaşık yüzde 11,5, özel sektörün payı ise yüzde 12,5 seviyesinde. Özellikle makine öğrenimi, bilgisayarlı görü ve üretken yapay zeka alanlarındaki çalışmalar büyümenin ana motorları olarak öne çıkıyor.
İş gücü üzerindeki etkisi belirsizliğini koruyor
Yapay zekanın iş gücü piyasasına etkisi, raporun en tartışmalı başlıklarından biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle yazılım geliştiriciler ve müşteri destek çalışanları gibi otomasyona açık mesleklerde, giriş seviyesi pozisyonlarda belirgin bir düşüş gözlemleniyor. Buna karşın orta ve üst düzey çalışanlarda istihdamın büyük ölçüde korunduğu veya bazı alanlarda arttığı görülüyor. Ancak bu tabloyu yalnızca yapay zekaya bağlamak mümkün değil. Rapor, genel ekonomik koşulların da istihdam dinamiklerini etkilediğini ve işsizlik oranlarının birçok sektörde yükselişte olduğunu vurguluyor.
Dikkat çekici bir başka veri ise, yapay zekaya en fazla maruz kalan mesleklerde işsizlik artışının, daha az maruz kalan mesleklere kıyasla daha düşük olması. Bu durum, yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisinin sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.
Bakış açısı küresel ölçekte yumuşuyor
Kamuoyu araştırmaları, yapay zekaya yönelik algının son yıllarda hafif de olsa olumlu yönde değiştiğini gösteriyor. Ipsos tarafından yapılan ankete göre katılımcıların yüzde 59’u yapay zekanın faydalarının zararlarından fazla olduğunu düşünüyor. Bu oran 2024’te yüzde 55 seviyesindeydi. Katılımcıların yüzde 68’i ise yapay zeka hakkında iyi düzeyde bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Öte yandan, teknolojinin günlük hayatta yarattığı etkiye dair kaygılar da devam ediyor. Katılımcıların yüzde 52’si yapay zeka destekli ürün ve hizmetlerin kendilerini endişelendirdiğini ifade ediyor.
Yapay zeka regülasyonuna güven ülkeden ülkeye değişiyor
Raporun son bölümlerinden biri, hükümetlerin yapay zekayı düzenleme kapasitesine duyulan güveni ele alıyor. Sonuçlar ülkeler arasında büyük farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. Singapur, yüzde 81 ile en yüksek güven oranına sahip ülke olarak öne çıkarken, listenin en alt sıralarında ABD yer alıyor. ABD’de yalnızca yüzde 31 oranında katılımcı hükümetin yapay zekayı etkili şekilde düzenleyebileceğine inanıyor.
Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmında da düşük güven seviyeleri dikkat çekerken, Asya ve Güney Amerika ülkelerinde daha yüksek güven oranları ölçülüyor. Türkiye’deki güven oranı ise yüzde 48.







